Tekstil ve Moda Sitesi

Akrilik Nedir

Tanımı ve Özellikleri

İpeğin Yolculuğu

Kozadan İpliğe

Polyester Nedir

Yapayın Doğallığı

Kumaş Nedir

Giyinmek; her insanın yeme, barınma gibi temel ihtiyaçlarından biridir
Kumaş, yapay veya doğal elyaflardan oluşan bir malzemedir. Kumaş, tekstil liflerinin düzgün bir yüzey ve değişmez kalınlıkta ince bir doku oluşturacak şekilde bir araya getirilmesiyle elde edilen her tür yapıya kumaş denir. Bu kumaşlar üretim tekniğine göre; dokuma, örme veya dokusuz yüzey (nonwoven) olabilir. Kumaşların özellikleri, yapımında kullanılan elyafa ve onlara uygulanan işleme bağlıdır.

İnsanlık tarihi boyunca kullanılan doğal lifler ipek, pamuk, yün ve ketendir. Daha sonra rayon, naylon, akrilik ve polyester içeren yapay elyaflar üretilmiştir. Kumaşlar, sırt çantaları, kıyafetler, çadırlar, ağlar, bayraklar, balonlar, paraşütler, yelkenler, halılar ve havlular gibi birçok öğenin oluşturulmasında kullanılır. En son bulunan veya icat edilen yapay elyaf ise 1993 yılında ağaç hamurundan üretilen lyocell olmuştur.

Ayakkabı Bakımı Nasıl Yapılır

Ayakkabıyı iyi kullanmak ve bakım ömrünü uzatır
Ayakkabının ömrü nasıl uzar, Doğru ayakkabı bakımı nasıl olmalıdır, Ayakkabı bakımı nasıl yapılır gibi sorularınızın yanıtlarına yazının devamından ulaşabilirsiniz. Evinizde yapacağınız küçük ve pratik ayakkabı bakımları sayesinde, ayakkabınızın ömrü uzayacak ve ayakkabıyı uzun yıllar kullanmanıza sağlayacaktır. Islak ve çamurlu ayakkabıdaki yapılan yanlışlıklar neler ve doğru bakım uygulamaları nelerdir bunun gibi bir çok soruya cevap vermeye çalışacağız:

1- Ayakkabı da her üründe olduğu gibi kullanım özelliklerine giyilmelidir. Mevsim, ayak yapımız, doğa ve yeryüzü şartlarına uygun ayakkabılar seçilmelidir.
2-Ayakkabı giyilirken ve çıkarılırken bağcıkları çözülmeli varsa fermuarı açılmalıdır. Bağcıksız ayakkabılarda ise mutlaka çekecek kullanılmalıdır. Arka (fort) kısmına basmadan giyilmeli, fort kısmının kırılması durumunda hiçbir şekilde geri dönüşü olmamaktadır. 
3-Ayakkabılar ayağın maksimum şiş zaman diliminde sağ ve sol olarak denenmelidir, ayağı sıkan ayakkabı kesinlikle satın alınmamalıdır. 
4-Ayakkabınız ayağınıza uygun ölçüde olmalıdır. Ayağa küçük veya büyük gelen ayakkabılar erken deformasyon, astar yırtılması gibi sorunlara yol açabilir. 
Dünyada yaygın olarak kullanılan ayakkabı numara cetvelleri ve dönüşümleri
5-Ayakkabılar ayağa uyum sağlayıncaya kadar ilk birkaç giyimde ayağı sıkabilir veya herhangi bir yerinden ayağınızı vurabilir. Bu nedenle yeni ayakkabıyla dışarı çıkmadan evde giyilerek bir kez daha denenmelidir. 
6-Satın alınan ürünlerde üretim şekline (kategorisine) uygun olarak kullanılmadığı takdirde yaşanacak sorunlar kullanım hatası olarak değerlendirilecektir. 
7-Standart ölçülerde üretilen parmak arası terlik ve sandaletler mutlaka çift olarak denenmeli ve kalıbın ayağa uygunluğuna dikkat edilmelidir. 
8-Üzerinde boncuk, işleme, aksesuar ve süs dikişleri bulunan ürünler özel muamele gerektirir aksi durumda ürünlerde yaşanacak sorunlar üretim ile ilgili olmayıp kullanım hatası olarak değerlendirilecektir. 
9-Çorapsız giyilen ayakkabılar her gün giyilip, dinlendirilmediği takdirde ayakkabıdaki gözeneklerin kapanması nedeniyle ayağınızda ter ve koku oluşturabilir. 
10-Ayakkabının emmiş olduğu ter 24 saat içinde buharlaşır, bu nedenle 1 gün ara ile giyilmesi ayakkabının uzun ömürlü olmasını sağlar. 
11-Deri ayakkabılar kendi renginde boya ve cila ile cilalanmalıdır. Nubuk ve süet malzemeden üretilmiş ayakkabılar uygun sertlikte bir fırça veya silgi ile temizlenmeli ve kesinlikle yıkanmamalıdır. 
12-Ayakkabınızın derisinin üzerinde ayağınızın yapısına ve kullanım şekline göre kırışıklıklar, esnemeler meydana gelebilir. Bu kırışıklıklar ve esnemeler ayağın her esneyişinde (bükümünde) artacaktır. Ayakkabının üzerinde oluşan şekil bozukluklarını önlemek için uygun bir ayakkabı kalıbı kullanarak dinlendirme bu kalıbın içinde yapılmalıdır. 
13-İçi astarlı ve astarsız ayakkabılar hakiki deriden imal edildiği biliniyorsa güvenle kullanılabilir; bu ürünler sağlığınızı bozabilecek kimyasal katkılar içermez, derinin rengi ayaklarınıza ve çoraplarınıza çıkabilir. 
14-Islak ve nemli ayakkabılar oda sıcaklığında kurutulmalıdır. Doğrudan güneş ışığı altında veya herhangi bir ısı kaynağı altında kurutulduğu takdirde ayakkabıların yapışma yerlerinde açma, deride çatlama, leke ve üründe kalıcı şekil bozukluğu olabilir. 
15-Ayakkabınızda yıkanabilir ifadesi yoksa; ayakkabınızı su altında tutarak yada çamaşır makinesinde yıkamayınız. Bu tür kullanımlar ayakkabı formunun bozulmasına ve ömrünün kısalmasına neden olabilir. 
Hangi malzemeden üretildiğinin bilinmesi ayakkabı bakımı için çok önemlidir
16-İç astarında sentetik deri ve tekstil malzeme kullanılan ayakkabıların terleme, boyama ve koku yapması muhtemeldir, En az 1 gün arayla aynı ayakkabının giyilmesi tavsiye olunur. 
17-Sentetik deri kullanılarak üretilen ayakkabılarda oluşabilecek soyulma ve deformasyon tamiri mümkün değildir. 
18-Üstü el dikişli ayakkabılarda (saraçlı tabir edilen) dikiş yerlerinden, taban ve yan kısmındaki derinin birleştiği bölümlerden su alması doğaldır. Mümkün olduğunca yağmurlu havalarda giyilmemelidir. 
19-Ayağınızın aşırı derecede terlemesi ve tozlara atılan karları eritmek ve buzlanmayı önlemek amaçlı tuzlar; derinin üzerinde tuzlanmaya ve renk değişimine neden olabilir. Tuzlu su birikintilerinden uzak durmak gerekir. Bu durumda herhangi bir müdahale yapılmaz. 
20-Özellikle kösele, süet, nubuk ayakkabıların karlı ve yağmurlu ortamlarda kullanılmaması, yalnızca lastik ve kauçuk tabanlı ayakkabıların kullanılması tavsiye edilir. 
21-Tabanında “OIL RESİSTANT” petrol ürünlerine dayanıklı ibaresi bulunmayan ayakkabılar petrol ve türevi kimyasalları ile temas ettiğinde erimesi muhtemeldir. 
22-Üzerinde “su geçirmezlik özelliği mevcuttur” ibaresi bulunmayan her ayakkabı yağmur ve kar suyu geçirebilir. Özellikle belirtilmedikçe ve su geçirmezlik ibaresi “Goretex ve Waterproof” özelliği yoksa tüm ayakkabı ve botlar bir miktar su alabilir. Bu nedenle üretim sırasında deriden su içinde esneme testine tabi tutulur ve bu test sonucunda % 30’dan daha az su geçirgenliği olan deriler “suya dayanıklı” (Water-Resistant) kabul edilir. Bu durum kullanılan derinin doğal bir malzeme olmasından kaynaklanır. Su geçirmemeye yardımcı spreyler kullanılabilir. Fakat bu durumlarda dahil doğal deri ihtiva eden sayalarda (ayakkabının üst yüzeyi) su geçirmeme özelliği garanti edilemez. 
23-Özel malzemelerle üretilen ayakkabıların bakımı konusunda kullanma talimatı dikkatle okunmalıdır.
24-Vegetal (natural), tabir edilen bitkisel malzemelerle işlentisi yapılmış olan deriler ısı ile temas ettiğinde, nemli bezle silindiğinde veya cila sürüldüğünde rengi değişebilir. Dolayısı ile bu tür derilerin suyla temas ettirilmemesi ve fırça ile tozu alınarak temizlenmesi tavsiye edilir. 
25-Crazy diye tabir edilen (sığır derisi kullanılan ve derinin doğal görüntüsünü bozmamak amacıyla işlem yapılmayan ürünler) deri renklerinde ayakkabının her iki çiftinde de renk farklılıkları söz konusu olabilir. Bu durum derinin özelliğinden olup, hata olarak değerlendirilmez. 
26-Süet benzeri ayakkabıların üzerlerine su geçirmez sprey sıkarak koruyun. 
27-Kaliteli ayakkabı boyası kullanın, kalite boya ile sık sık sık boyayın ve istenirse badem yağı kullanarak cilalayın.
28-Çamurlu ayakkabıları silerken yapılan hata ise, sert şekilde silmektir. Ayakkabının üzerindeki çamuru temizlemek için sert darbeler ile sildiğimiz de üzerindeki koruma tabakasına da zarar veriyoruz. Onun yerine hafif ıslatılmış bez yardımı ile yumuşak hareketler ile nazikçe silin.
Ayakkabının bölümleri ve isimleri
Şimdi de bakım için bilinmesi gereken diğer hususlara göz atalım, ayakkabının bölümleri, üretilen malzemeler ve ayakkabıyı oluşturan parçaların isimlerini öğrenerek ayakkabılar konusunda bilgilerimiz artıralım. Bütün ayakkabı türlerinde benzer bölümler bulunur. Çizme ve botlarda, standart ayakkabı parçalarına ek olarak; konç, fermuar, yaka kürkü ve çeşitli aksesuarlar ilave edilir. 

TABAN: Ayakkabının en önemli parçalarından biridir. Çünkü hem dayanıklı hem de esnek olmak zorundadır. Sıcaklık farklılıklarına karşı bozulmaması; yıpranmaya karşı çok dirençli olması en büyük avantajdır. 

TABAN ÇEŞİTLERİ: 
KÖSELE: Dana derisi ve çeşitli kimyasallarımın birleşiminden elde edilir. Nefes alabilme özelliği vardır, su ve nemden etkilenir. 
NEOLİT: Sıkıştırılmış plastik, kauçuk ve çeşitli kimyasalların birleşiminden oluşur. Kırılmama özelliği vardır. 
TERMO KAUÇUK: Termo kauçuk karışımı ile oluşur. Yoğunluğu en yüksek ve sıcaklığa en dayanıklı tabandır. 
POLİÜRETAN: Poliüretan malzemeden oluşur. 
PVC: Polivinil klorürden meydana gelen bir tabandır. Çeşitli finisaj işlemleri farklı renk ve parlaklık verilebilir. 
TERMO POLİÜRETAN: Poliüretan ve termo kauçuğun özel enjeksiyon sistemi ile birleşiminden oluşur. Hafiftir ve kaymama özelliği vardır. 
LATEX: Doğal kauçuk ve latex ile üretilir. Elastikiyeti en yüksek konfor özelliği olan tabandır. 
EVA: Yoğunluğu en düşük poliüretan kullanılır. Hafiftir. 

ÖKÇE: Ökçe taban üzerinde komple imal edilebildiği gibi, taban üzerine ayakkabı imalatı aşamasında vida ve/veya çivi ile takılan bir bölümdür. Ayakkabının tarzına göre çeşitli tip ve yükseklikte olur. Ökçe yüksekliği PONT ile ifade edilir. Bir pont yaklaşık olarak 7 mm’dir. 

TABAN ASTARI: Taban ile mostra arasında bulunup, tabanın ayak şekline göre uymasını ve formunu korumasını sağlar. İçinde özel karışımlı esneklik sağlayıcı bir plastik ve çelik destek bulunan, ortopediyi sağlayan en önemli parçadır. 

SAYA ÜRETİMİNDE KULLANILAN DERİLER 
Vidala: Sığır, Dana ve At derilerinin krom tuzları ile sepilemesinden (işlenmesi) elde edilir. Özellikle kışlık ayakkabıların, askeri botların, fantezi terliklerin ve kadın ayakkabılarının büyük bir bölümünde kullanılır. 
Yağlı Deri: Cildi mat, kalın vidaladır. Vidalaya oranla çok az su geçirme özelliğine sahiptir. Kışlık ayakkabı ve bot modellerinde kullanılır. 
Glase: Keçi derilerinin krom tuzları ile türlü usullerde sepilemesinden elde edilir. Kaliteli kadın ayakkabı, merdane iskarpin (bağcıksız) ayakkabılar, kadın çizmeleri ve terliklerin sayalarında kullanılır. 
Rugan: Büyük ve küçük baş hayvan derilerinden elde edilir. Yağlı yada sentetik laklarla finisaj yapılmış çok parlak görünüşlü yumuşak derilerdir. 
Süet: Genç sığır, dana, malak, keçi, oğlak, koyun veya kuzu derilerinin krom tuzuyla sepilemesinden elde edilir. 
Yarma Süet: Ağ tabakasından et yüzü tarafına doğru deriden yarılarak alınan deridir. 
Nubuk: Cildi zımparalanmış deridir. Nubuk, süet’e göre kısa tüylü ve daha toktur. 
Lame ve Dore: Lame, metalik gümüş, dore, metalik sarı renge boyanmış mamul derilerdir. Her iki tipteki deriler de ağırlıklı olarak fantezi kadın ayakkabılarında kullanılır. 
Nappa: Daha diri ve tok işlenir. Gözenekleri Glase deri kadar belirgin değildir. 
Zik: Genelde koyun derisi kullanılır. Çok ince ve esnektir, giysilik olarakta kullanılır. 
Florantik (Açma): Derinin sırça kısmı zımpara yapılıp, boyayla kapatılır. Çok parlak finisajlıdır. 
Vejetal: Bitkisel taninler ile işlenmiş tamamen doğal veya boyalı derilerdir. Aksesuar yapımında kullanılır. Kullanım sırasında rengi koyulaşır 
Baskılı: Üst zarın atılmasından sonra, derinin üst düzeyi, metal plakalar üzerinde hazırlanıp, yüksek basınç ve ısıda deriye baskı yapılır. 
Mantar: Taban, topuk ve sandaletlerde kullanılır. Mantar tozu, kauçuk karışımı, çok hafif ve termiktir. 

ASTARLIK DERİLER: Ham küçük baş hayvan derilerinin türlü yöntemlerle sepilenmesinden elde edilen, doğal renkte boyanmış ince, yumuşak, elastiki ve yüzeyi düzgün derilerdir. Keçi derilerinden elde edilen astarlık derilere astarlık Glase, koyundan elde edilenlere ise Meşin, Dana derisinden yapılanlara da Dana astar adı verilir. 

ASTARIN İŞLEVİ: Ayak ve saya arasında koruyucu bir tampon tabaka olmak. Ayakkabının şeklini korumasını sağlama, Ayağın nemini almak, Ayakkabının iç görünümünü şekillendirmek, Astar ayakkabının ayna (ön), yan (gamba) ve ayağın bastığı zemin (mostra) da kullanılır 

SUNİ MALZEME: Ayakkabıda saya üzerinde yüz ve astar olarak kullanılan suni malzeme PVC ve PU kaplama olarak iki cins malzemeden üretilir. Suni malzeme cinsleri kaplandığı zemine göre kullanım yeri belirlenir. 

Zemin çeşitleri; dokuma ve nonwoven olarak iki ana gruba ayrılır. Bu zemin üzerine Kuagüle, sıvama, püskürtme gibi yöntemlerle kaplama yapılır. 

TEKSTİL MALZEME: Ayakkabıda saya ve astar üzerinde kullanılan tekstil mamulü olan dokuma malzemelerdir. Kumaş olarak üretilen bu malzemeler ayakkabının tarzına göre, günün modasına ve modeline göre kullanılır. Kumaşlar gerekli sağlamlığımı elde etmek için takviye malzemesi ile güçlendirilir. Bazen de kumaşlar diğer deri ve suni malzemeyi güçlendirmek için kullanılır. 

YASTIK SÜNGERLER: Mostranın altına yerleştirilen süngerdir. Ayak ortopedisine uygun hale gelmesini sağlar. Çocuk ayakkabılarında ayağının gelişmesini tamamladığı nazik bölgeler olan topuk altı ve ayak içi orta bombeye özel esnek köpük gözenekli yastıklar kullanılır. 
FORT: Ayakkabıda arka kısmın dik durması ve formunu muhafaza etmesi için saya ile astar arasına yerleştirilen takviye parçadır. 
BOMBE: Ayakkabının burun kısmının formunu koruması için yerleştirilir. Plastik alaşımlı olan bombe malzemesi ısıyla kalıbın şeklini alır ve ayakkabının burun şeklini ve parmak uçlarını korur. 
MOSTRA: Taban astarının üzerine konan ayağın temas ettiği ve üzerine basarak rahatlık ve konforu hissettiği en önemli bölümdür. Ayakkabının tarzına göre; Sıkıştırılmış sünger, PU, Eva, Latex gibi malzemelerden yapılır. Yine ayakkabı tarzına göre; Anti statik, Air kanal sistem, Topuk Jeli, Klimalı sistem gibi özelliklerle konfor sağlanır. 

AKSESUARLAR: Ayakkabının tarzına göre çeşitli aksesuarlar kullanılır. Aksesuarlar; plastik, deri, suni malzeme, tekstil, taş, tahta, boncuk, kumaş ve metal çeşitlerinden oluşur. Fermuar, atkı tokası, kanca, rivet, kapsül, trok, taşlı süs tokaları, etiketler, resimli logolar, ponponlar, püsküller, süs dikişleri, bağcık. 

YAPIŞTIRICI KİMYASALLAR: 
POLİKLOROPREN ESASLI (sarı ilaç): Saya, saya hazırlama, taban astarı ve montajda kullanılır. 
POLİÜRETAN ESASLI (taban ilacı): Montajda (saya ile tabanı yapıştırmada) kullanılır. 
LATEX: Saya ve saya hazırlamada kullanılır. 
SOLÜSYON: Sayada kullanılır. 
HOT-MELT: Poliamid: Sayada (biye ve kenar kıvırmada) kullanılır. 
Polyester: Montajda (monta makinasında) kullanılır. 
Kopoliester reçine bazlı ön monte Hotmelt yapıştırıcısıdır. 

YÜZEY HAZIRLAYICI KİMYASALLAR: 
TABAN SİLME SUYU VE PRİMER: Taban hazırlamada kullanılır, taban yapışmaya yüzey hazırlar. 
FORT VE BOMBE AKTİFLEME SOLVENTİ: Montajda solvent aktif bombe ve fort malzemelerini aktifleştirmek için kullanılır. 

FİNİSAJ KİMYASALLARI: 
YÜZEY TEMİZLEME SULARI: Saya dikiş aşamasında çizilen gümüş kalem izini silme ve rugan gibi malzemeleri temizlemede kullanılır. 
KENAR VE GÖLGE BOYALARI: Ayakkabı üzerinde süs ve hata gizleme amaçlı yapılan işlemde kullanılan malzemedir. 
AÇMA, YAKMA VE PARLATMA MUMLARI: Ayakkabıda kullanılan malzeme ve tarza göre yapılan işlemdir. Deri gözeneklerini doldurucu, parlatıcı ve/veya süs verici özellikleri vardır. 
SIVI PARLATICILAR: Ayakkabıda kullanılan malzeme ve tarza göre yapılan işlemdir. Malzemenin parlak olmasını sağlar. 
SU GEÇİRMEZ LAKE: Suyun deri gözeneklerine girmesini önlemek için ayakkabı üzerine püskürtülen veya sürülen sıvı maddedir.

Ayakkabının Tarihçesi

Ayakkabının tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir
Ayağımıza giydiğimiz ayakkabı nasıl ve neden ortaya çıkmış, ilk kimler hangi amaçla kullanmış. İlk giyim ve tekstil ürünlerinden biri olan ayakkabı hakkında ilginç bilgiler içeren ayakkabının kısaca tarihi anlattığımız bu yazımızı sizler için yayımladık. 

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görevlerden biri de ayaklara düşer. Yetişkin bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığımızı taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın sağlıklı olması, bütün bedenimizi ilgilendirir. Sağlıklı ayaklar ise; günün büyük bölümünde ayaklarımız ile temas halinde olan ayakkabıyla başlar. 
Bedenimizin tüm yükünü taşıyan ayaklarımızın sağlığı çok önemlidir
Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Düz basılan durum ise bir ayak şekil bozukluğu düztabanlığa neden olur. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır, özellikle topuk ve taban kısımlarında deri tabakası olduğundan daha kalındır. 
Ayakkabının özellikleri bölgenin iklim şartlarına göre değişir
Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas ve önemli bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir. 

İlk ayakkabıyı kimin ne zaman giydiği bilinmiyor; ama ilk ayakkabının, ilk insanlarla başladığı varsayılabilir. İlk insanları, dünyanın yüzeyinin sert koşullarına, keskin kenarlı taş ve kaya parçalarına, kızgın veya yeri gelince dondurucu soğukluktaki toprak yüzeyine karşı ayaklarını korumak için ağaç kabuklarından, yapraklardan ve daha sonraki dönemlerde hayvan derilerinden ilkel ayakkabılar yapmış olmalılar. İlk çağlardan bu yana vazgeçilmez bir giysi olan ayakkabı, aynı zamanda bir statü göstergesi de olmuştur. 

Çoğu ayakkabı temel olarak; taban adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile saya adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur. 

Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur. 

İspanya'daki 12-15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabıların izine, mağaralarda, mezarlarda ve kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak dünyanın farklı bölgelerinde rastlanmakta. 

İlkel ayakkabılarda çeşitli ot ve saman parçaları yalıtım malzemesi ve konfor amacıyla kullanılmıştır
Araştırmalara göre bilinen ilk el yapımı ayakkabı türü, sandaletlerdir. Ayakkabıya ilişkin en eski keşif ise M.Ö. 8000 yıllarında yaşayan Amerika yerlilerine aittir. Ayakkabı konusunda en yaratıcı toplum olarak Mısırlılar kabul edilmektedir. Mısırlılar, M.Ö. 3500’lerde ayaklarının kalıplarını çıkarıyor, bu kalıplarda şekillendirdikleri ham deriden tabana ipler bağlayarak kişiye özel sandaletler yapıyorlardı. İlk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı. Çok geçmeden bu sandaletler, bir statü göstergesi olmaya başladı. Kadınlar mücevherlerle süsledikleri ayaklarını sergiliyor, erkekler ise deri kayışlara ender bulunan değerli taşlar taktırıyorlardı. Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir. 

Hititler bugün Anadolu'da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi. 
Tahta ayakkabılar ilk önce Hititler tarafından kullanılmıştır
Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı. 

Avrupa'da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Ortaçağda Avrupa’da kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır. Ayakkabı kültürlerde önemli bir yer tutar; Araplarda birisine ayakkabı atmak çok ağır bir hakaret olarak kabul edilir.
Topuklu ayakkabılar ilk önce erkekler tarafından kullanılmıştır
Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa'da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Türkler’de deri işleme sanatı oldukça geliştiğinden ayakkabı yapımı da oldukça gelişmişti. Yeniçerilerin giydiği at binmede uygun olan yumuşak çizmelere duyulan ihtiyaç, ayakkabıcılığı da geliştirmişti. Ahilik loncasının kurucusu Ahi Evran da dericilik – ayakkabıcılık ile uğraşmıştır. 16. ve 17. yüzyılda yapılan ayakkabıların sağlamlığı ve de zerafeti ünlüydü. Ayakkabının türü, giyen kişinin sosyal konumu ile de ilgiliydi. Askerlerin, çeşitli meslek gruplarının, hizmetçilerin giydiği çizme ve ayakkabılar farklıydı. Ev içi ayakkabılarıyla sokak ayakkabıları arasında da fark vardı. Ev içinde giyilen ayakkabılar daha çok atlas, kadife ya da başka kumaşlardan yapılır, sırmayla işlenirdi. Deri ayakkabılara da sırmayla iş yapıldığı olurdu. Kışlık ayakkabıların içi, çoğunlukla kürk kaplanırdı. Ayakkabılar yapıldıkları malzemeye ve biçimlerine göre çok çeşitli isimler almıştır; başmak, çapula, çizme ve fotin gibi.

İlk ayakkabı ölçülendirilmesi yani ayakkabı numaralarının ortaya çıkması ise İngiltere’de 1305’te olmuştur. O yıl 1. Edward 1 inç’in (2.54 cm) üç kurutulmuş arpa tanesinin boyuna eşit olduğunu açıklamıştı. Buna göre, 13 arpa tanesi uzunluğundaki bir çocuk ayakkabısı 13 numara oluyordu.

1760’ta Massachusetts’te ilk ayakkabı fabrikası kuruldu ve büyük miktarlarda üretim yapılmaya başlandı. Hızlı ve ucuz ayakkabı imali dikiş makinesi gibi makinelerin geliştiği 19. yüzyılda gerçekleşmeye başladı.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını çok az kimse bilir. Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD'de, Philadelphia'da başlandı. Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916'da yine ABD'de yapıldı ve bunlara 'ket' (ked) adı verildi.
Günümüzde gelişen teknoloji ve geniş malzeme yelpazesi sayesinde çok çeşitli renk ve tarzda ayakkabı üretmek mümkün
Günümüzde ayakkabıların yapımında kullanılan malzemelerden bahsedecek olursak ana maddenin deri olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle dana derisi, ayakkabıcılıkta en çok kullanılan deri olmuştur. Koyun derisi ise astar ve terliklerde kullanılır. Timsah, yılan, kertenkele gibi sürüngenlerin derilerinden de bazı kadın ve erkek ayakkabıları üretilmektedir. At derisinden elde edilen bir kas tabakası olan kordovan, erkek ayakkabılarında kullanılan ağır bir deridir. Süet dediğimiz ayakkabı çeşidi de sığır derilerinin içinin cilalanıp dışının tüylü bırakılmasıyla elde edilir. Günümüzde deriden başka lastik, yapay lifler ve kompozit malzemeler de ayakkabı yapımı için kullanılmaya başlanmıştır. Kullanılan şerit ve topuk gibi aksesuarlar plastikten yapılabilmektedir. Deriyi andıran çeşitli malzemelerde elde edilerek ayakkabıya deri görüntüsü verilebilir. Yapay lifler, sentetik rugan ve sentetik süetlerin de imalatıyla ayakkabı yapımı çok daha ucuza mal olmaktadır. Ayrıca keten, saten ve ipek de ayakkabı yapımında kullanılmaya başlanan dokumalardır.

Dünya'nın En Eski Elbiseleri ve Aksesuarları

Dünya'da insanlığın başlagıcından beri tekstiller kullanılıyor ancak hassas ve dayanımı az olan kumaş ve tekstil ürünleri; doğada hızla bozunuyor bu nedenle günümüze ulaşmaları zorlaşıyor. Ancak bozulmadan günümüze ulaşan tekstillerde bulmak mümkün. İşte bilenen en eski tekstil ürünlerini bu yazımızda sıraladık; keşifler sonucu bulunan en eski kıyafet ve aksesuarlar listesi ve yılları her an yeni buluntular nedeniyle değişebilir. 
Çatalhöyük kazılarında ortaya çıkarılan tarihi keten kumaş
Dünyanın en eski kumaşı (9000 yıllık) 
Dünyanın en eski kumaşları ülkemizde bulundu. İki bölgede devam eden araştırmalar bilinen en eski kumaşlar olarak kayıtlara geçti. Konya'nın Çumra İlçesi sınırlarındaki dokuz bin yıllık neolitik yerleşim yeri Çatalhöyük'te yapılan kazı çalışmalarında, yanmış bir evin tabanında bebek iskeleti üzerinde, dünyanın ilk dokunmuş keten kumaş parçası bulundu. Çok ince dokunmuş olan bu keten parçasının, büyük ihtimalle Orta Anadolu'ya Doğu Akdeniz'den gelmiş olduğu düşünülüyor. Yangın, binanın zeminini ve platformlarını ısıtarak fırınlama etkisi yaratmış. Böylece zeminin altındaki gömüleri ve gömülerle birlikte yerleştirilen bir kumaş parçasını korumuş. Bu kumaş parçası kazı evindeki laboratuvarlarda incelenmiş ve kumaşın dokunmuş keten olduğu tespit edilmiştir. Bu dünyadaki ilk kumaş parçalarından biri olmakla birlikte aynı zamanda en iyi korunmuş örneklerden de biri olarak kayıtlara geçmiştir. 

Türkiye'de bulunan en eski kumaşlardan bir diğeri de: 9000 yıl önce Dicle Nehri'nin kenarında bir köyde, dünyanın ilk çiftçileri olan aynı zamanda, sepet yapma teknolojilerini adapte ederek, şimdiye kadar üretilen en eski kumaş örneklerinden olan ham kumaşları dokumaya başladılar. Günümüzde Çayönü (Ergani-Diyarbakır) olarak bilinen bölgede kazı yapan arkeologlar, boynuzdan yapılan bir aletin sapının etrafına sarılan beyaz bir bez parçasını buldu. Yaklaşık 4x7 cm boyutlarındaki malzeme, boynuzda kalsiyum ile teması nedeniyle yarı fosilleştiğinden korunmuştur. Muhtemelen keten bitkisinin elyaflarından dokunan bir keten kumaş parçasıdır. Chicago (Şikago) Üniversitesi'den Çayönü kazılarının eş direktörü Dr Robert Braidwood, keşfedilen kumaşın radyokarbon testi ile M.Ö. 7000'de tarihlendiğini açıkladı. Bölgede daha önce aynı yaştaki tekstillerin kil ve çamur katmanları arasında ortaya çıkmasına rağmen, bu kumaş parçasının korunmuş en eski kumaşlardan biri belki de en eskisi olduğu tahmin ediliyor.
Bilinen en eski ayakkabı
Dünyanın en eski ayakkabısı (9000 yıllık) 
Dünyanın en eski ayak koruma amaçlı kullanılan ayak giysisi yani ayakkabısı, 1938'de A.B.D.’nin Oregon eyaleti Fort Rock Havzasında keşfedildi ve her iki ayakkabı çifti de bir arada idi. Fort Rock Sandalları adı verilen bu ilkel ayakkabı; düz bir taban ve ayak parmağı ile sarımsak kabuğundan yapılmıştı. Araştırmacılar, sandal üzerindeki bağcıkların ayak bileğinin etrafına sarılıp diğer tarafa bağlanacağını düşünüyorlar. Bu arada, dünyanın en eski deri ayakkabısı, 2010 yılında Güneydoğu Ermenistan'daki Areni-1 mağarasında keşfedildi. Yaklaşık 5.500 yaşında olduğu tahmin edilen ayakkabı, küçük bir sağ kadın ayağı boyutlarında kahverengi deri malzemeden üzerinde işlemeleri olan süslü bir ayakkabının bir kadına ait olduğu düşünülüyor. Araştırmacılar, ayakkabının, bitkisel yağla işleme tutulmuş tek parça deri ile kesildiğini ve onu giyen ayağına uyacak şekilde şekillendirildiğini ayrıca bulunduğunda içerisi çimle dolu olan ayakkabının - ya yalıtım malzemesi olarak, ya da giyilmediğinde ayakkabının şeklini korumak için bu malzeme ile doldurulduğunun düşünüyorlar. 
Dünyanın ilk indigo boyalı kumaşı
Dünyanın en eski mavi indigo kumaşı (6200 yıllık) 
Şimdiye kadar bulunan en eski indigo boyalı kumaş Peru'da ortaya çıktı ve bu keşif mavi renginin kumaşlar üzerindeki kullanımının en az 6.200 yıl önceye kadar uzandığını kanıtladı. Daha önceki keşiflerde ise en eski mavi boyalı kumaş örneği, yaklaşık 4400 yıl önce Mısır'da kullanıldığı ortaya konulmuştu. Tabletlerde ise en eski yazılı mavi renk boya referanslarıyla yapılan atıflarda yaklaşık 5.000 yıl öncesinde Mısır’da bu mavi renkli kumaşların kullanıldığı gösteriyor. George Washington Üniversitesi'nden arkeolog ve tekstil uzmanı olan bir araştırma ekibinin; 2007 yılında Peru’nun sahil kıyısındaki Trujillo kentinin kuzeyinde Huaca Priet bölgesinde yaptığı kazı çalışmaları sonucu bulunan kumaş parçaları, şu ana keşfedilen en eski mavi boyalı kumaş olarak kayıtlara geçti. 

Avusturya'da bulunan dünyanın bilinen ilk sütyeni
Dünyanın en eski sütyeni (600 yıllık) 
Listedeki diğerler tarihi tekstiller ile kıyaslandığında pratik olarak yepyeni olan dünyanın bilinen en eski sütyeni 2008 yılında, Avusturya’da Lengberg Kalesi’nin döşeme tahtaları altında keşfedildi. Zeminin kirişleri arasında 2700’den fazla farklı tekstil ürünleri arasında bulunan dört dantelli keten sütyen, türünün en eskisi olarak kayıtlara geçti. Sütyenlerin 1390 ile 1485 yılları arasında kullanıldığını ve 4 sütyenin birbiri ile aynı olmadığını belirten uzmanlar sütyenlerin ikisi omuz askısına sahipken diğerlerinin daha geniş ve kısa gömlek tarzında olduğunu belirtiliyor, bunun yanında bağlama delikleri sahip olan sütyenlerin bedenlerinin ayarlandığı düşünülüyor. 
Bilinen en eski etek parçası
Dünyanın eski eteği (6000 yıllık) 
Ermenistanda bulunan Areni-1 mağarası, arkeologlar için antik moda ve tekstil deposu haline geldi, yalnızca dünyanın kayıtlara geçen en eski eteğini değil aynı zamanda bilinen en eski deri ayakkabısı da burada bulundu. Etek, Güneydoğu Ermenistan'daki Areni-1 mağarasında keşfedildi; sadece bir parçası sağlam halde kalan etek parçasının saz kamışından dokunarak yapıldığını belirtildi. Sadece bir kısmı günümüze ulaşan eteğin; bir erkek mi ya da kadın mı tarafından giyildiğini bilinemeyeceğini açıklayan uzmanlar bunun yanında eteğin ilk yapıldığında neye benzediğinin de anlaşılmasının güç olduğunu belirtiyorlar. Areni-1 mağarasındaki araştırmacılar, etek ve ayakkabıların yanı sıra; etekle yaklaşık aynı zamandan beri varolduğu düşünülen, mumyalama benzeri bir yapıyla korunmuş bir keçi cesedi ile karşılaştılar. Bulunan keçi mumyasının; hesaplamalar doğru ise, Mısır'da bulunan mumyalanmış hayvanlardan yaklaşık bin yıl daha eski olduğu tahmin ediliyor. 
Mısır'da bulunan en eski keten gömlek, çok iyi şekilde korunmuştur
Dünyanın en eski gömleği (5000 yıllık)
Genellikle dünyanın en eski korunmuş giysisi olarak tanımlanan Tarkhan elbisesi, Kahire'den yaklaşık 30 mil uzaklıktaki eski bir antik Mısır mezarlığında keşfedilmiştir. İlk Hanedan ya da Eski Krallık Döneminden itibaren, elbiseler (veya tunik) ketenden (kumaş yapımında kullanılan ilk lif türü) yapılmıştır. Tarkhan elbisesi de keten yapılmış ve sıkı biçimde katlanmış kolları ve bir boyunduruğu bulunmaktadır. Mezar odasının içine bilerek konulmuş olan elbisenin mezarın önemini gösterdiği düşünülüyor. Araştırmacılar, dirseklerde ve koltuk altı bölgelerinde farklı kırışma gösterdiği için giysinin gerçek hayatta da açıkça kullanıldığını belirtiyorlar. Başlangıçta 1913'te bulunan bulgunun önemi 1977 yılına kadar anlaşılamadı, bulunan elbise kazılan bir keten yığının parçasıydı. 60 yıldan fazla bir süredir temizlenmedi ve uygun şekilde incelenmediği için de değeri anlaşılamadı. Bugün Londra'daki Victoria ve Albert Müzesi'nde sergilenen kıyafet, güzelce ipek bir astar üzerine monte edilip bir manken üzerine giydirilince günümüzde bile giyilebilecekmiş izlenimi veriyor. 
Dünyanın bilinen en eski pantolonu
Dünyanın en eski pantolonu (3000 yıllık) 
Dünyanın en eski pantolonu 2014 yılında Çin'deki Yanghai mezarlarında bulundu ve gerçek hayattaki bariz kullanıma rağmen hala oldukça iyi durumda. Araştırmacılar, pantolonun, üç parça bezin - bacaklar ve kasık alanı için ayrı ayrı dokunduklarını - ki bunların da daha sonra eşleşen iplik kullanılarak dikilip pantolonun imal edildiğine inanıyorlar. Pantolon, aynı zamanda doğrudan kumaşa dokunan karmaşık geometrik desenlere sahiptir; bu da rahat görünümlü bir pantolon ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Pantolonun daha hızlı yıpranan kasık kısmı ayrıca farklı tür kumaşla kumaşla güçlendirilmiştir. Araştırmacılar, pantolonların binicilik kabileleri arasında muhtemelen 4 bin yıl önce, atlara binerken koruma ve konfor için üretilip kullanıldığını belirtiyorlar. Yanghai mezarlarını çevreleyen bölgenin koşulları, yapısal olarak hassas olan tekstil ve kumaşların uygun şekilde korunmasına yardımcı olmuştur; mezarlarda bulunan diğer bulgular arasında renkli koyun derisi çizmeleri, tüylü şapkalar, saçaklı bir etek ve küçük bir sırt çantası bulunmaktadır. 
Dünyanın en eski çantası, köpek dişleriyle süslenmiş
Dünyanın en eski cüzdanı (4500 yıllık) 
Ona orijinal adıyla houndstooth çantası diyelim. Arkeologlar 2012'de Almanya'nın Leipzig kentindeki tarihi mezarda dünyanın bilinen en eski cüzdanını buldular. Deri ve kumaştan yapılmış günümüz el çantası formunda olan cüzdan, onlarca hayvandan alınan yaklaşık yüz köpek dişiyle kaplanmıştı. Araştırmacılar, cüzdanın modern bir el çantasına benzediğini ve tüm dişlerin aynı yönde yerleştirildiğini söylüyorlar. Köpek dişlerinin ayrıca saç süslemelerinde ve kolyelerde de kullanıldığını belirten araştırmacılar, bu dişlerin; o zaman, o bölgede çok moda olduğu sonucuna varıyorlar. Kazı bölgesinden, taş aletler, kemikten yapılan düğmeler ve kehribar bir kolye de dahil olmak üzere Taş ve Bronz Çağı yerleşimlerine ait zengin eserler çıkarıldı. Araştırmacılar kazı bölgesinde ayrıca bir kadının yaklaşık bir kilo altın mücevher ile (M.Ö. 50'den itibaren) gömülü olduğunu keşfettiler. 
Dünyanın ilk kazağı Kuzey Avrupa'nın soğuk iklimi için ideal
Dünyanın en eski kazağı (1700 yıllık) 
2013 yılında Norveçte bir buzulda, dünyanın en eski kazağı bulundu. Koyun yününden yapılmış yeşilimsi ve kahverengi renklerde; kadın için oldukça büyük olduğu için bir erkeğe ait olduğu düşünülen; o çağ için şık olan süveter, hem kesimi hem de boyutu ile insan bedenine tam olarak oturuyor. Kazağın, iki kez yamalanmış, iyi şekilde kullanılmış ve iyi bakım görmüş olduğu düşünülüyor. Bazı araştırmacılar, ikinci tamir zamanında kolların eklenmiş olduğunu kazağın orijinal halinin aslında kolsuz bir tunik olduğuna inanıyor. Ayrıca söz konusu buzulda çoğu hala tarihleme ve analiz aşamasında olan 50'den fazla tekstil ürünü keşfedildi. Araştırmacılar, küresel ısınmanın buzulları eritmesi nedeniyle; önümüzdeki yıllarda daha eski giysilerin ve aksesuarların ortaya çıkmasına neden olacağına inanıyor. 
En eski çorap, uzmanlar görünüşü nedeniyle ona uzaylı çorap adını taktılar
Dünyanın en eski çorabı (1600 yıllık) 
Bu listedeki tekstillerin çoğundan daha genç olan dünyanın en eski çorapları, MS 250 ila 420 yılları arasında kullanıldığı belirtiliyor. Bilinen en eski çoraplar 1800'lü yılların sonlarında orta Mısır'daki eski bir Yunan kolonisine ait olan mezarlıkta keşfedildi. Bazı gözlemciler tarafından "uzaylı çorapları" veya "ıstakoz ayak parmakları" olarak nitelendirilen örme yün çorapları parlak kırmızıdır ve araştırmacıların sandaletlerle giydirilmesine izin verdiklerine inanılan bölünmüş bir parmak özelliğine sahiptir. Bu özellik sandalet türü ayakkabının ayaktan çıkmasını da zorlaştırırdı. Tarihi örgü çorap, tek iğne örme yöntemi denilen modern örmeye göre çok daha yavaş bir teknik ile örülmüş nadir örneklerdendir. Bu teknikte örmeye, parmaklardan başlanırdı ve örme işlemi bilekte bitirilirdi.

Friksiyon İplik Eğirme Sistemleri

Friksiyon İplik Eğirme Makinesi
Friksiyon Eğirmenin Tarihçesi  
Friksiyon eğirmenin (Dref eğirme yöntemi) prensibi 1973 yılında Avusturya’da Dr. Ernst Fehrer tarafından OE eğirmeciliğinden yola çıkılarak ve temel mekanik-aerodinamik kurallarından faydalanılarak ortaya koyulmuştur. 1960'lı yılların sonuna kadar bütün kesikli lif iplikleri ring iplik makinelerinde üretilmekteydi. Daha sonraki yıllarda ise gelişen teknoloji ve yeni geliştirilen makineler ile iplik yapımı için gerekli olan elyafın özellikleri de, kullanılacak iplik eğirme makinesine göre farklılıklar göstermiştir. Dref kelimesi de mucidin isminin baş harfleri ile Doktor (Dr) unvanın birleşimi sonucu oluşmaktadır. 1973 yılından itibaren 4 yıl gibi kısa sürede makineyi geliştirmiştir. Rotor dönüşleri, çap, ağırlık ve merkezkaç kuvveti gibi problemler bu yeni büküm verme yöntemi sayesinde çözülmüştür. Sürtünme ile eğirme, 250 m/min ulaşan iplik çıkış hızıyla, bu zamana kadar en ekonomik yöntem olan rotor eğirme yöntemi ile erişilen orta derecede hassasiyetli ipliklerde 120 m/min olan iplik çıkış hızına büyük bir üstünlük sağlamıştır. Friksiyon eğirme yöntemi makine kütlesinden bağımsızdır. İplik saran kısmın kütlesi iplik oluşturma bölgesinde döner ve bu sayede neredeyse istenilen miktarda bir dönme potansiyeline ulaşılabilir. Bilezikli eğirme veya OE-rotor eğirme yönteminde, iplik oluşturma süreci ayrılmaz biçimde yüksek bir iplik çıkış hızına bağlıdır. Friksiyon eğirme yönteminde ise sistemce koşullanan bu kuvvet bileşenleri yoktur. Bu yüzden çok az sayıda iplik kırılmasıyla iplik elde edilmektedir. 

Konvensiyonel sistemde hazırlanan bantlar yan yana paralel olarak 70 mm genişliğindeki kılavuzdan friksiyon eğirme makinesine beslenir. Giriş kısmında materyale hafif çekim verilerek yüksek turlu ve garnitür kaplı tarama silindirine sevk edilir. Burada açılarak tek lif haline getirilen lifler, hava akımı yardımıyla aynı yönde ve paralel dönen iki delikli tambur üzerine üflenir. Tamburların içinde oluşturulan alçak basınç nedeniyle tambura yapışan lifler, tamburların uygun yöndeki dönüşleriyle yuvarlanarak temas yüzeylerinde bir araya getirilirler. Tamburlar arasına bir iplik ucu verilip çekildiğinde sevk hızına bağlı olarak belirli incelikte bir iplik akışı başlamış olur. İplik direkt olarak bobinlere sarılır. Delikli tambura püskürtülen lifleri paralel hale getirmek için özel bir disk kullanılabilmektedir. Dref yöntemi ile görünümlü ve hacimli strayhgarn karakterli iplikler yapılmaktadır. Bu iplikler battaniye ve temizlik amaçlı paspas yapımında da kullanılır, friksiyon eğirme yöntemi ile asbest, rayon kevlar ve karbon lifleri de eğirilebilmektedir.  İplik mukavemeti konvensiyonel strayhgarn ipliğine kıyasla biraz düşük, elastikiyeti az yüksektir. 10-150 mm uzunluklu orjinal lifler, açma ve yoluklar konvensiyonel sistemde paralel bant haline getirilerek eğrilirler. Mekiksiz dokuma tezgahlarından çıkan kenar bantlarının da direkt olarak makineye beslemek olasıdır. İplik kesitinde minimum 150 lif bulunması gerekmektedir. İplik strayhgarn görünümünde ve çok hacimlidir. İlave mekanizmalarla makineden direkt olarak efekt ipliği veya bukle ipliği olarak çıkış almakta olasıdır.

O.E. Friksiyon Eğirme Sistemlerinin Ring İplik Eğirme Sistemlerine ile Karşılaştırılması 
Avantajları: Friksiyon eğirme sisteminin üretim hızı ring eğirme sistemine nazaran daha yüksektir. Bu da üretimi arttırır. Ring eğirme  sistemine göre eğirme  verimi de yüksektir. Friksiyon eğirme sistemi, ring eğirme sistemindeki fitil safhasını ortadan kaldırır. Elyaf bandından iplik üretir. Friksiyon eğirme sisteminde iplik bobine doğrudan sarılır. Ring sistemindeki gibi sınırlı büyüklükte kopsların yerine bunların 15–25 katı daha fazla iplik alabilen bobinlere iplik sarılır. Friksiyon iplik eğirme sisteminde üretilen iplik ring ipliğe göre daha hacimli, daha elastik, daha emicidir ve tüylülüğü azdır. Friksiyon sistemiyle üretilen iplik ring ipliğe göre daha az değişkendir. İncelik, düzgünsüzlük, dayanıklılık vs. iplik boyunca daha az değişir ve iplik daha üniform bir yapıya sahiptir. 
Dezavantajları: Friksiyon eğirme sistemlerinde iplik mukavemeti ring eğirme sistemine göre daha kısıtlıdır. Friksiyon eğirme sisteminde mukavemet ring eğirme sistemlerine göre % 15–20 daha düşüktür. Friksiyon eğirme sisteminde iplik numarası ring eğirme sistemine göre daha sınırlıdır. Kaba iplikler üretilebilir fakat çok ince iplikler üretilememektedir.

Haftalık En Çok Okunanlar