Tekstil ve Moda Sitesi

Akrilik Nedir

Tanımı ve Özellikleri

İpeğin Yolculuğu

Kozadan İpliğe

Polyester Nedir

Yapayın Doğallığı

Dünya'nın En Eski Kumaşları

Dünya'da insanlığın başlagıcından beri tekstiller kullanılıyor ancak hassas ve dayanımı az olan kumaş ve tekstil ürünleri; doğada hızla bozunuyor bu nedenle günümüze ulaşmaları zorlaşıyor. Ancak bozulmadan günümüze ulaşan tekstillerde bulmak mümkün. İşte bilenen en eski tekstil ürünlerini bu yazımızda sıraladık; keşifler sonucu bulunan en eski ürünler listesi ve yılları her an yeni buluntular nedeniyle değişebilir. 
Çatalhöyük kazılarında ortaya çıkarılan tarihi keten kumaş
Dünyanın en eski kumaşı (9000 yıllık) 
Dünyanın en eski kumaşları ülkemizde bulundu. İki bölgede devam eden araştırmalar bilinen en eski kumaşlar olarak kayıtlara geçti. Konya'nın Çumra İlçesi sınırlarındaki dokuz bin yıllık neolitik yerleşim yeri Çatalhöyük'te yapılan kazı çalışmalarında, yanmış bir evin tabanında bebek iskeleti üzerinde, dünyanın ilk dokunmuş keten kumaş parçası bulundu. Çok ince dokunmuş olan bu keten parçasının, büyük ihtimalle Orta Anadolu'ya Doğu Akdeniz'den gelmiş olduğu düşünülüyor. Yangın, binanın zeminini ve platformlarını ısıtarak fırınlama etkisi yaratmış. Böylece zeminin altındaki gömüleri ve gömülerle birlikte yerleştirilen bir kumaş parçasını korumuş. Bu kumaş parçası kazı evindeki laboratuvarlarda incelenmiş ve kumaşın dokunmuş keten olduğu tespit edilmiştir. Bu dünyadaki ilk kumaş parçalarından biri olmakla birlikte aynı zamanda en iyi korunmuş örneklerden de biri olarak kayıtlara geçmiştir. 

Türkiye'de bulunan en eski kumaşlardan bir diğeri de: 9000 yıl önce Dicle Nehri'nin kenarında bir köyde, dünyanın ilk çiftçileri olan aynı zamanda, sepet yapma teknolojilerini adapte ederek, şimdiye kadar üretilen en eski kumaş örneklerinden olan ham kumaşları dokumaya başladılar. Günümüzde Çayönü (Ergani-Diyarbakır) olarak bilinen bölgede kazı yapan arkeologlar, boynuzdan yapılan bir aletin sapının etrafına sarılan beyaz bir bez parçasını buldu. Yaklaşık 4x7 cm boyutlarındaki malzeme, boynuzda kalsiyum ile teması nedeniyle yarı fosilleştiğinden korunmuştur. Muhtemelen keten bitkisinin elyaflarından dokunan bir keten parçasıdır. Chicago (Şikago) Üniversitesi'den Çayönü kazılarının eş direktörü Dr Robert Braidwood, keşfedilen kumaşın radyokarbon testi ile M.Ö. 7000'de tarihlendiğini açıkladı. Bölgede daha önce aynı yaştaki tekstillerin kil ve çamur katmanları arasında ortaya çıkmasına rağmen, bu kumaş parçasının korunmuş en eski kumaşlardan biri belki de en eskisi olduğu tahmin ediliyor.
Bilinen en eski ayakkabı
Dünyanın en eski ayakkabısı (9000 yıllık) 
Dünyanın en eski ayak koruma amaçlı kullanılan ayak giysisi yani ayakkabısı, 1938'de A.B.D.’nin Oregon eyaleti Fort Rock Havzasında keşfedildi ve her iki ayakkabı çifti de bir arada idi. Fort Rock Sandalları adı verilen bu ilkel ayakkabı; düz bir taban ve ayak parmağı ile sarımsak kabuğundan yapılmıştı. Araştırmacılar, sandal üzerindeki bağcıkların ayak bileğinin etrafına sarılıp diğer tarafa bağlanacağını düşünüyorlar. Bu arada, dünyanın en eski deri ayakkabısı, 2010 yılında Güneydoğu Ermenistan'daki Areni-1 mağarasında keşfedildi. Yaklaşık 5.500 yaşında olduğu tahmin edilen ayakkabı, küçük bir sağ kadın ayağı boyutlarında kahverengi deri malzemeden üzerinde işlemeleri olan süslü bir ayakkabının bir kadına ait olduğu düşünülüyor. Araştırmacılar, ayakkabının, bitkisel yağla işleme tutulmuş tek parça deri ile kesildiğini ve onu giyen ayağına uyacak şekilde şekillendirildiğini ayrıca bulunduğunda içerisi çimle dolu olan ayakkabının - ya yalıtım malzemesi olarak, ya da giyilmediğinde ayakkabının şeklini korumak için bu malzeme ile doldurulduğunun düşünüyorlar. 
Dünayanın ilk indigo boyalı kumaşı
Dünyanın en eski mavi indigo kumaşı (6200 yıllık) 
Şimdiye kadar bulunan en eski indigo boyalı kumaş Peru'da ortaya çıktı ve bu keşif mavi renginin kumaşlar üzerindeki kullanımının en az 6.200 yıl önceye kadar uzandığını kanıtladı. Daha önceki keşiflerde ise en eski mavi boyalı kumaş örneği, yaklaşık 4400 yıl önce Mısır'da kullanıldığı ortaya konulmuştu. Tabletlerde ise en eski yazılı mavi boya referanslarıyla yapılan atıflarda yaklaşık 5.000 yıl öncesinde Mısır’da bu mavi renkli kumaşların kullanıldığı gösteriyor. George Washington Üniversitesi'nden arkeolog ve tekstil uzmanı olan bir araştırma ekibinin; 2007 yılında Peru’nun sahil kıyısındaki Trujillo kentinin kuzeyinde Huaca Priet bölgesinde yaptığı kazı çalışmaları sonucu bulunan kumaş parçaları, şu ana keşfedilen en eski mavi boyalı kumaş olarak kayıtlara geçti. 

Avusturya'da bulunan dünyanın bilinen ilk sütyeni
Dünyanın en eski sütyeni (600 yıllık) 
Listedeki diğerler tarihi tekstiller ile kıyaslandığında pratik olarak yepyeni olan dünyanın bilinen en eski sütyeni 2008 yılında, Avusturya’da Lengberg Kalesi’nin döşeme tahtaları altında keşfedildi. Zeminin kirişleri arasında 2700’den fazla farklı tekstil ürünleri arasında bulunan dört dantelli keten sütyen, türünün en eskisi olarak kayıtlara geçti. Sütyenlerin 1390 ile 1485 yılları arasında kullanıldığını ve 4 sütyenin birbiri ile aynı olmadığını belirten uzmanlar sütyenlerin ikisi omuz askısına sahipken diğerlerinin daha geniş ve kısa gömlek tarzında olduğunu belirtiliyor, bunun yanında bağlama delikleri sahip olan sütyenlerin bedenlerinin ayarlandığı düşünülüyor. 
Bilinen en eski etek parçası
Dünyanın eski eteği (6000 yıllık) 
Ermenistanda bulunan Areni-1 mağarası, arkeologlar için antik moda ve tekstil deposu haline geldi, yalnızca dünyanın kayıtlara geçen en eski eteğini değil aynı zamanda bilinen en eski deri ayakkabısı da burada bulundu. Etek, Güneydoğu Ermenistan'daki Areni-1 mağarasında keşfedildi; sadece bir parçası sağlam halde kalan etek parçasının saz kamışından dokunarak yapıldığını belirtildi. Sadece bir kısmı günümüze ulaşan eteğin; bir erkek mi ya da kadın mı tarafından giyildiğini bilinemeyeceğini açıklayan uzmanlar bunun yanında eteğin ilk yapıldığında neye benzediğinin de anlaşılmasının güç olduğunu belirtiyorlar. Areni-1 mağarasındaki araştırmacılar, etek ve ayakkabıların yanı sıra; etekle yaklaşık aynı zamandan beri varolduğu düşünülen, mumyalama benzeri bir yapıyla korunmuş bir keçi cesedi ile karşılaştılar. Bulunan keçi mumyasının; hesaplamalar doğru ise, Mısır'da bulunan mumyalanmış hayvanlardan yaklaşık bin yıl daha eski olduğu tahmin ediliyor. 
Mısır'da bulunan en eski keten gömlek, çok iyi şekilde korunmuştur
Dünyanın en eski gömleği (5000 yıllık)
Genellikle dünyanın en eski korunmuş giysisi olarak tanımlanan Tarkhan elbisesi, Kahire'den yaklaşık 30 mil uzaklıktaki eski bir antik Mısır mezarlığında keşfedilmiştir. İlk Hanedan ya da Eski Krallık Döneminden itibaren, elbiseler (veya tunik) ketenden (kumaş yapımında kullanılan ilk lif türü) yapılmıştır. Tarkhan elbisesi de keten yapılmış ve sıkı biçimde katlanmış kolları ve bir boyunduruğu bulunmaktadır. Mezar odasının içine bilerek konulmuş olan elbisenin mezarın önemini gösterdiği düşünülüyor. Araştırmacılar, dirseklerde ve koltuk altı bölgelerinde farklı kırışma gösterdiği için giysinin gerçek hayatta da açıkça kullanıldığını belirtiyorlar. Başlangıçta 1913'te bulunan bulgunun önemi 1977 yılına kadar anlaşılamadı, bulunan elbise kazılan bir keten yığının parçasıydı. 60 yıldan fazla bir süredir temizlenmedi ve uygun şekilde incelenmediği için de değeri anlaşılamadı. Bugün Londra'daki Victoria ve Albert Müzesi'nde sergilenen kıyafet, güzelce ipek bir astar üzerine monte edilip bir manken üzerine giydirilince günümüzde bile giyilebilecekmiş izlenimi veriyor. 
Dünyanın bilinen en eski pantolonu
Dünyanın en eski pantolonu (3000 yıllık) 
Dünyanın en eski pantolonu 2014 yılında Çin'deki Yanghai mezarlarında bulundu ve gerçek hayattaki bariz kullanıma rağmen hala oldukça iyi durumda. Araştırmacılar, pantolonun, üç parça bezin - bacaklar ve kasık alanı için ayrı ayrı dokunduklarını - ki bunların da daha sonra eşleşen iplik kullanılarak dikilip pantolonun imal edildiğine inanıyorlar. Pantolon, aynı zamanda doğrudan kumaşa dokunan karmaşık geometrik desenlere sahiptir; bu da rahat görünümlü bir pantolon ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Pantolonun daha hızlı yıpranan kasık kısmı ayrıca farklı tür kumaşla kumaşla güçlendirilmiştir. Araştırmacılar, pantolonların binicilik kabileleri arasında muhtemelen 4 bin yıl önce, atlara binerken koruma ve konfor için üretilip kullanıldığını belirtiyorlar. Yanghai mezarlarını çevreleyen bölgenin koşulları, yapısal olarak hassas olan tekstil ve kumaşların uygun şekilde korunmasına yardımcı olmuştur; mezarlarda bulunan diğer bulgular arasında renkli koyun derisi çizmeleri, tüylü şapkalar, saçaklı bir etek ve küçük bir sırt çantası bulunmaktadır. 
Dünyanın en eski çantası köpek dişleriyle süslenmiş
Dünyanın en eski cüzdanı (4500 yıllık) 
Ona orijinal adıyla houndstooth çantası diyelim. Arkeologlar 2012'de Almanya'nın Leipzig kentindeki tarihi mezarda dünyanın bilinen en eski cüzdanını buldular. Deri ve kumaştan yapılmış günümüz el çantası formunda olan cüzdan, onlarca hayvandan alınan yaklaşık yüz köpek dişiyle kaplanmıştı. Araştırmacılar, cüzdanın modern bir el çantasına benzediğini ve tüm dişlerin aynı yönde yerleştirildiğini söylüyorlar. Köpek dişlerinin ayrıca saç süslemelerinde ve kolyelerde de kullanıldığını belirten araştırmacılar, bu dişlerin; o zaman, o bölgede çok moda olduğu sonucuna varıyorlar. Kazı bölgesinden, taş aletler, kemikten yapılan düğmeler ve kehribar bir kolye de dahil olmak üzere Taş ve Bronz Çağı yerleşimlerine ait zengin eserler çıkarıldı. Araştırmacılar kazı bölgesinde ayrıca bir kadının yaklaşık bir kilo altın mücevher ile (M.Ö. 50'den itibaren) gömülü olduğunu keşfettiler. 
Dünyanın ilk kazağı Kuzey Avrupa'nın soğuk iklimi için ideal
Dünyanın en eski kazağı (1700 yıllık) 
2013 yılında Norveçte bir buzulda, dünyanın en eski kazağı bulundu. Koyun yününden yapılmış yeşilimsi ve kahverengi renklerde; kadın için oldukça büyük olduğu için bir erkeğe ait olduğu düşünülen; o çağ için şık olan süveter, hem kesimi hem de boyutu ile insan bedenine tam olarak oturuyor. Kazağın, iki kez yamalanmış, iyi şekilde kullanılmış ve iyi bakım görmüş olduğu düşünülüyor. Bazı araştırmacılar, ikinci tamir zamanında kolların eklenmiş olduğunu kazağın orijinal halinin aslında kolsuz bir tunik olduğuna inanıyor. Ayrıca söz konusu buzulda çoğu hala tarihleme ve analiz aşamasında olan 50'den fazla tekstil ürünü keşfedildi. Araştırmacılar, küresel ısınmanın buzulları eritmesi nedeniyle; önümüzdeki yıllarda daha eski giysilerin ve aksesuarların ortaya çıkmasına neden olacağına inanıyor. 
En eski çorap, uzmanlar görünüşü nedeniyle ona uzaylı çorap adını taktılar
Dünyanın en eski çorabı (1600 yıllık) 
Bu listedeki tekstillerin çoğundan daha genç olan dünyanın en eski çorapları, MS 250 ila 420 yılları arasında kullanıldığı belirtiliyor. Bilinen en eski çoraplar 1800'lü yılların sonlarında orta Mısır'daki eski bir Yunanistan kolonisine ait olan mezarlıkta keşfedildi. Bazı gözlemciler tarafından "uzaylı çorapları" veya "ıstakoz ayak parmakları" olarak nitelendirilen örme yün çorapları parlak kırmızıdır ve araştırmacıların sandaletlerle giydirilmesine izin verdiklerine inanılan bölünmüş bir parmak özelliğine sahiptir. Bu özellik sandalet türü ayakkabının ayaktan çıkmasını da zorlaştırırdı. Tarihi örgü çorap, tek iğne örme yöntemi denilen modern örmeye göre çok daha yavaş bir teknik ile örülmüş nadir örneklerdendir. Bu teknikte örmeye, parmaklardan başlanırdı ve örme işlemi bilekte bitirilirdi.

Friksiyon İplik Eğirme Sistemleri

Friksiyon İplik Eğirme Makinesi
Friksiyon Eğirmenin Tarihçesi  
Friksiyon eğirmenin (Dref eğirme yöntemi) prensibi 1973 yılında Avusturya’da Dr. Ernst Fehrer tarafından OE eğirmeciliğinden yola çıkılarak ve temel mekanik-aerodinamik kurallarından faydalanılarak ortaya koyulmuştur. 1960'lı yılların sonuna kadar bütün kesikli lif iplikleri ring iplik makinelerinde üretilmekteydi. Daha sonraki yıllarda ise gelişen teknoloji ve yeni geliştirilen makineler ile iplik yapımı için gerekli olan elyafın özellikleri de, kullanılacak iplik eğirme makinesine göre farklılıklar göstermiştir. Dref kelimesi de mucidin isminin baş harfleri ile Doktor (Dr) unvanın birleşimi sonucu oluşmaktadır. 1973 yılından itibaren 4 yıl gibi kısa sürede makineyi geliştirmiştir. Rotor dönüşleri, çap, ağırlık ve merkezkaç kuvveti gibi problemler bu yeni büküm verme yöntemi sayesinde çözülmüştür. Sürtünme ile eğirme, 250 m/min ulaşan iplik çıkış hızıyla, bu zamana kadar en ekonomik yöntem olan rotor eğirme yöntemi ile erişilen orta derecede hassasiyetli ipliklerde 120 m/min olan iplik çıkış hızına büyük bir üstünlük sağlamıştır. Friksiyon eğirme yöntemi makine kütlesinden bağımsızdır. İplik saran kısmın kütlesi iplik oluşturma bölgesinde döner ve bu sayede neredeyse istenilen miktarda bir dönme potansiyeline ulaşılabilir. Bilezikli eğirme veya OE-rotor eğirme yönteminde, iplik oluşturma süreci ayrılmaz biçimde yüksek bir iplik çıkış hızına bağlıdır. Friksiyon eğirme yönteminde ise sistemce koşullanan bu kuvvet bileşenleri yoktur. Bu yüzden çok az sayıda iplik kırılmasıyla iplik elde edilmektedir. 

Konvensiyonel sistemde hazırlanan bantlar yan yana paralel olarak 70 mm genişliğindeki kılavuzdan friksiyon eğirme makinesine beslenir. Giriş kısmında materyale hafif çekim verilerek yüksek turlu ve garnitür kaplı tarama silindirine sevk edilir. Burada açılarak tek lif haline getirilen lifler, hava akımı yardımıyla aynı yönde ve paralel dönen iki delikli tambur üzerine üflenir. Tamburların içinde oluşturulan alçak basınç nedeniyle tambura yapışan lifler, tamburların uygun yöndeki dönüşleriyle yuvarlanarak temas yüzeylerinde bir araya getirilirler. Tamburlar arasına bir iplik ucu verilip çekildiğinde sevk hızına bağlı olarak belirli incelikte bir iplik akışı başlamış olur. İplik direkt olarak bobinlere sarılır. Delikli tambura püskürtülen lifleri paralel hale getirmek için özel bir disk kullanılabilmektedir. Dref yöntemi ile görünümlü ve hacimli strayhgarn karakterli iplikler yapılmaktadır. Bu iplikler battaniye ve temizlik amaçlı paspas yapımında da kullanılır, friksiyon eğirme yöntemi ile asbest, rayon kevlar ve karbon lifleri de eğirilebilmektedir.  İplik mukavemeti konvensiyonel strayhgarn ipliğine kıyasla biraz düşük, elastikiyeti az yüksektir. 10-150 mm uzunluklu orjinal lifler, açma ve yoluklar konvensiyonel sistemde paralel bant haline getirilerek eğrilirler. Mekiksiz dokuma tezgahlarından çıkan kenar bantlarının da direkt olarak makineye beslemek olasıdır. İplik kesitinde minimum 150 lif bulunması gerekmektedir. İplik strayhgarn görünümünde ve çok hacimlidir. İlave mekanizmalarla makineden direkt olarak efekt ipliği veya bukle ipliği olarak çıkış almakta olasıdır.

O.E. Friksiyon Eğirme Sistemlerinin Ring İplik Eğirme Sistemlerine ile Karşılaştırılması 
Avantajları: Friksiyon eğirme sisteminin üretim hızı ring eğirme sistemine nazaran daha yüksektir. Bu da üretimi arttırır. Ring eğirme  sistemine göre eğirme  verimi de yüksektir. Friksiyon eğirme sistemi, ring eğirme sistemindeki fitil safhasını ortadan kaldırır. Elyaf bandından iplik üretir. Friksiyon eğirme sisteminde iplik bobine doğrudan sarılır. Ring sistemindeki gibi sınırlı büyüklükte kopsların yerine bunların 15–25 katı daha fazla iplik alabilen bobinlere iplik sarılır. Friksiyon iplik eğirme sisteminde üretilen iplik ring ipliğe göre daha hacimli, daha elastik, daha emicidir ve tüylülüğü azdır. Friksiyon sistemiyle üretilen iplik ring ipliğe göre daha az değişkendir. İncelik, düzgünsüzlük, dayanıklılık vs. iplik boyunca daha az değişir ve iplik daha üniform bir yapıya sahiptir. 
Dezavantajları: Friksiyon eğirme sistemlerinde iplik mukavemeti ring eğirme sistemine göre daha kısıtlıdır. Friksiyon eğirme sisteminde mukavemet ring eğirme sistemlerine göre % 15–20 daha düşüktür. Friksiyon eğirme sisteminde iplik numarası ring eğirme sistemine göre daha sınırlıdır. Kaba iplikler üretilebilir fakat çok ince iplikler üretilememektedir.

Madensel Lifler Nelerdir

Asbest, kanser yapıcı olduğu ortaya çıkınca, kullanım alanları kısıtlanmıştır
Madensel lifler, doğal olmayan olmayan maddelerden elde edilen liflerdir. İnce tel haline gelebilecek madensel maddelere, çeşitli kimyasal işlemler uygulanarak elde edilir. En önemlileri şunlardır: 

Kaya lifleri (Asbest): Asbest lifi serpentine ve hornblende kayaları arasında bazen enine ve boyuna damarlar halinde durmaktadır. Kayadan damarlar halinde bulunan lifi kayadan ayırarak ve gerekli işlemlerden geçirilerek üretilmektedir. Özel fabrikalarda işlenen bu madensel lifler; taş, toprak gibi yabancı maddelerden ayrılır. Dayanıklılığı fazla, elastikiyeti azdır. Yumuşak tutumlu, dokunulduğunda yaylıymış gibi bir his uyandırır. 1150-1500 C’de eriyebilir. Yüzeyleri pürüzsüzdür. Asbestin en önemli özelliği asitlere ve ateşe karşı dayanıklı oluşudur. Kanserojen etkisi olduğundan, cilde direkt temas eden malzemelerde artık kullanılmamaktadır. Döküm ve kimya fabrikalarında çalışan işçilerin elbiselerinin yapımında kullanılır. 

Metalik lifler: Metalik lifler, altın, gümüş, bakır, nikel ve alüminyum madenlerinden üretilen çubukları, çekerek ve minimum derecede incelterek elde edilmektedir. Yumuşatılarak ve süzgülü aparatlardan geçirilerek üretilir. Elde edilen rulo şeklindeki lif 0,2-0,8 mm civarında kesilerek metalik elyaf üretilmektedir. Özel olarak inceltilen madensel liflerin nakışta iplik olarak kullanılan türüne, sırma; ipek, pamuk veya naylon iplikler üzerine sarılan türüne, sim denir. Metalik iplikten yapılmış kumaşlar düşük sıcaklıklarda yıkanır ve ütülenir. Dekorasyonda ve fantezi giyim eşyalarının dokunmasında; ayrıca ayakkabı, aksesuar, kurdelelerde kullanılır. Bu tür iplikler genellikle kumaşın bütününde değil, bir kısmında dekoratif amaçlı kullanılır.

Cam lifleri: Cam lifleri ana maddesi yine cam olan yapay elyafın bir çeşididir. Eritilmiş camın, tekstil elyafı olarak kullanılması için gerekli esnekliğe sahip olması ve yeterli inceliğe getirilmesi gerekir. Yüksek sıcaklıkta; 1200-1400 C’de eritilen elyafı flament haline getirmek için iki yöntem bulunmaktadır. Birincisi, delikli tanklardan aşağı püskürtülmesi; diğeri ise, basınçlı su püskürtülmesi işlemi ile yapılır. Bunun devamında da sarım işlemi uygulanır. En önemli özelliği yanmamalarıdır. Dayanıklılığı ve gün ışığına karşı direncinden dolayı, perde ve döşemeliklerde; yanmazlık özelliğinden dolayı ise insanların toplu şekilde kullandıkları (gemi, tren, uçak, tiyatro, sinema gibi) perde, dekor, koltuk döşemelerinde ve masa örtülerinin yapımında kullanılır. Cam lifleri, kolay yıkanır, çekmez, leke tutmaz. Ütülemeye gerek yoktur. Güve ve bakterilerden etkilenmezler. Elektriği iletmezler.

Sak Lifleri Nedir

Sisal bitkisinin yapraklarından tekstil lifleri elde edilir
Sak Lifler: Sak lifleri, bitki yapraklarından ve meyvelerinden üretilen tekstil lifleridir. Yaprak ve meyve lifleri olmak üzere iki çeşittir; 

1) Yaprak Lifleri: Tekstilde yapraktan üretilen lif sınıfında oransal olarak en fazla sisal üretilir. Brezilya, Afrika ve Endonezya'da yetiştirilen sisal bitkisinin yaprak liflerinden elde edilen lifler; bitki 7-8 yaşına geldiğinde lif üretimine hazırdır. Taze yapraktan da çürütme yöntemi ile lif elde edilir. Sisal lifleri birbiri ile yapışık halde bulunan hücre demetleri biçimindedir. Renk olarak beyazdan; sarı ve kahverengiye doğrudur. Elyafta küçük gözenekler bulunduğundan nem çekme özelliği gelişmiştir. Sağlamlığı ve tuzlu suya karşı dayanıklılığı oldukça yüksektir. Gemi halatlarında, halı, örme işlerinde, tarımda ve denizcilikte bağlama aparatı işlevinde kullanılır. Diğer bir sak yaprak lifi de manila (abaca) keneviridir, bu bitkide yaprak kınları içinde lifler, demetler biçiminde mevcuttur. Yapraklar, bitki çiçeklenmeye başladığında hasada başlanır. Yaprak kınından lifli kısımlar sıyırma ile ayrılır. Daha sonra güneşte kurutulur. Beyazdan kahverengiye kadar çeşitli ton ve renklerde parlak ve sağlam lifler elde edilir. Yapısında % 63-64 selüloz, % 10 hemiselüloz ve % 5 linyin ve pektin içerir. % 10 kadar da nem bulunur. Abaca (abaka) lifleri: sağlamlığı ve nem çekiş özelliğinin düşük olmasından dolayı yelken bezleri, gemi halatları yapımına uygundur. Ayrıca kaba dokuma kumaşlar ve yastık dolgu malzemesi üretiminde de kullanılır. 

2) Meyve Lifleri: Meyvelerden elde edilen bir lif türüdür. Hindistan cevizi bunlara örnektir. Hindistan cevizi lifi halı, hasır, paspas, fırça, gemi halatı yapımında yaygın olarak kullanılır.

Haşıl Nedir

Dokumanın Düzgün Bir Şekilde Yapılması için Çözgü İplikleri Haşıl Makinesinden Geçirilir 
Haşıllamanın Tanımı ve Amacı 
Dokumada kullanılacak olan çözgü ipliklerine mukavemetlerini artırmak amacı ile haşıllama işlemi uygulanır. Haşıl işlemi; özellikle tek kat çözgü ipliklerinin ve puntasız bükümsüz filament ipliklerinin dokuma esnasında etkileneceği mekanik sürtünmelere karşı dayanıklılığının artırılmasıdır. Çözgü ipliklerine dokumadaki darbeli ve gerilimli çalışmaya dayanabilecek şekilde mukavemet kazandırmak, dokumadaki çalışma sırasındaki yan yana hareket eden ipliklerin birbirlerine dolaşmamalarını ve elektriklenmeyi en aza indirmek için dokumada çalışma kolaylığını sağlama açısından düzgün bir çözgü iplik gövdesi elde etmeye haşıllama, bu özellikleri sağlayan sıvıya haşıl denir. Söz konusu işlemin yapıldığı tekstil makinesine ise haşıl makinesi denir. Haşıllama farklı bir tanımla çözgü ipliklerinin yapıştırıcı özelliği bulunan viskoz sıvı içerisinden geçirilerek fiziksel ve kimyasal özelliklerini iyileştirmek veya korumak amacıyla koruyucu bir polimerik film ile kaplanması işlemidir. Çözgü ipliklerinin sürtünme ve gerilim kuvvetlerine dokuma işlemi sırasında mukavemet kazandırmak amacı ile yapılan haşıl işlemi, iplik yüzeyinin haşıl adı verilen madde ile kaplanarak sürtünmeyi en aza indirmeyi sağlayarak olabilecek ipliğin fiziksel ve yapısal olarak etkilenmemesine dayanan dokuma hazırlık işlemidir. Haşıllama işlemi çözgü hazırlama işleminden sonra, haşıl makinelerinde yapılır. Seri çözgü makinelerinde hazırlanmış leventler haşıl makinelerinde aynı anda haşıl ve birleştirme işlemine maruz kalır. 

Haşıllama işlemi aynı zamanda ipliklerin kimyasal özelliklerinin korunmasına yardımcı olur. İpliklerin üzerindeki elyaf uçlarının iplik üzerinde kalmasına sebep olarak lif döküntülerini de azaltmaktadır. 

Haşıllama işleminin amaçları: 
Haşıllamanın esas amacı dokuma işleminin yapılması sırasında çözgü kopuşlarını ortadan kaldırmak veya en aza indirmektir. Diğer amaçları ise:
- Çözgü ipliğine mukavemet kazandırmak, 
- Çözgü ipliğine elastikiyet kazandırmak,
- Çözgü ipliğine kayganlık kazandırmak,
- Statik elektriklenmeyi önlemek.
- Çözgü ipliğinin yüzeyindeki lifleri iplik gövdesine yapıştırmak,
- Çözgü ipliğinde düzgün ve esnek bir film tabakası oluşturmak,
- Çözgü ipliği cinsine göre gereken nemi ipliğe kazandırmak,
- Dokuma sırasında ipliklerin birbirlerine sürtünerek pamuklaşmasını önlemek,
- İmal edilecek olan kumaşın cinsine göre; çözgü makinesinde çözgüsü yapılan çözgü leventlerinin birleştirilerek tek bir levent hâline getirmek,
- Çözgü ipliklerini dokuma levendine optimum ve eşit gerginlikte sarmak,
- Dokuma makinesinin randımanını ve kumaş kalitesini artırmak için çözgü ipliğinin özelliklerini iyileştirmek gibi nedenlerle haşıl işlemi çözgü ipliklerine uygulanır.

Kumaş dokunması tamamlandıktan sonra, daha sonra uygulanacak olan işlemlerin (boyama vb) düzgün yapılması için haşılların yıkama vb. yöntemlerle uzaklaştırılması (haşıl sökme) gerekir.

Haftalık En Çok Okunanlar